29 Aralık 2024 Pazar

Zaman Suriye'de neyi ortaya çıkardı

"Zaman her şeyi ortaya çıkarır!" 

"Göreceğiz, kimin haklı olduğunu zaman gösterecek!"

Bu tür klişe lafları çok duymuşsunuzdur. Ben bu tür tarih okumalı yargılara hiç katılmıyorum. Şöyle ki: Zaman bir şeyleri kanıtlamaz mı? Kanıtlamaz. Çünkü o kanıtlar zaten vardı. Sen görmüyordun, senin görmek istemediğini Kronos tanrısı sana gösteremez. 😃

Zaman yeni kanıtlar ortaya çıkarır. Fakat kanıtları kabul etmek veya görmezden gelmek insanların doğasında var. 

Suriye devrimi kuşkusuz bize çok açık bazı kanıtlar sundu. Bunlar nelerdir:

Birincisi Suriye hapishanelerindeki korkunç şartların durumu. Tecavüz sonucu hapishanelerde doğan yüzlerce çocuk. Pres makineleri, ceset yakma fırınları, asit tankları... Böyle şeyler bir hapishanede neden bulunsun? 

İkincisi toplu mezarlar. Her yerden toplu mezarlar çıkıyor. Hapishaneden çıkanların tanıklığına göre Saydyana hapishanesinde günde ortalama 50 kişi infaz ediliyordu. Şam yakınlarında bulunan bir toplu mezarda 100 binden fazla ceset olduğu tahmin ediliyor. Bunları tamamen ortaya çıkarmak için uluslararası destekli büyük bir organizasyon gerekir.

Üçüncüsü her yerde bulunan uyuşturucu üretim atölyeleri ve depoları. Kuneytra'daki Hizbullah üssünde dahi bir uyuşturucu deposu bulundu. İslami Direniş (!) Suriyesi Orta Doğu'nun uyuşturucu ağının merkezi haline gelmişti. 

Dördüncüsü İrancı İslamcılar, Suriyeli devrimcileri NATO mücahitleri diye nitelendirirken onlar Suriye'nin her yerinde cemaat namazları kılıyorlar. Şam, Humus, Hama üniversitelerinde kuruldukları günden bu yana ilk kez öğrenciler toplu namaz kıldılar. Şimdi elinizi vicdanınıza koyup karar verin, hangileri müslüman? Bunlar mı yoksa laik Esed'in uyuşturucu baronları mı? Neden Hizbullah ve İran'ın Kudüs tugayları örneğin Tahran'da olduğu gibi Suriye'nin herhangi bir yerinde toplu namaz kılmadı? Kıldı diyen varsa bana haber ve foto atsın lütfen!

Beşincisi İrancılar Suriye mücahitlerini mezhepçi ve tekfirci diye niteliyorlardı. Ama Halep'in kurtarma operasyonu başladığı günden bu yana kuvvetle bir şeyi ifade etti Suriye müslümanları: Mezhepçiliği reddediyoruz. Suriye'de varolan hiçbir mezhep ayrıma tabi tutulmayacak. Bunlar yüzyıllarca varolduğu gibi yine varolacaklar dediler. Ahmet el-Şara dedi ki, "1400 yıl önce yaşananlar yüzünden Suriye halkından intikam almaya geldiler. Bizim 1400 yıl önce yaşanan tarihi olaylarla ne alakamız var?" Ben de başından beri söyledim, mezhepçi olanlar sünniler değil, Şii/Rafizilerdir. 

Altıncısı devrimin ABD NATO ve İsrail eliyle olduğunu iddia edenler var. Peki müslümanlar Şam'a girerken İsrail neden Suriye'nin her yerini bombalıyordu? İsrail Esed ülkeden kaçtığında Suriyenin stratejik 500'den fazla yerini bombalayıp tahrip etti. Bunların arasında hükümet binaları, mühimmat depoları, hava alanları, tersane ve limanlar da yer alıyor. Bunlar NATOcu ise ellerine silahlar geçmesin diye neden İsrail her yeri bombaladı? İsrail bunların neden "İslamcı ve terörist olduğunu açıklıyor?" Hizbullah lideri Naim Kasım neden "yeni Suriye hükümetini İsrail konusunda henüz yargılayamayız, İsrail ile normalleşme gerçekleştirmeyeceklerini umuyorum" dedi?

Bunlar kendinize sormanız gereken sorular!

Bir de cevaplar var:

HTŞ'nin uluslararası ilişkilerde normalleşmesi konusu: 

ABD ve Batı dünyası HTŞ ile normalleşme yaşamak istiyor. Çünkü herşeyden önce tüm dünyayı ve özellikle Avrupa'yı etkileyen bir mülteci sorunu var. Esed mülteci sorununu çözmeyi reddettiği veya çözemediği için AB ve ABD Esed ile görüşmeleri durdurmuştu. Yeni hükümet mültecileri geri almak istiyor ve uluslararası arenada normalleşme yaşaması durumunda böyle bir potansiyeli de var. Ayrıca HTŞ Suriye'deki pekçok aşırılık yanlısı grubu kontrol altına alabilecek gibi görünüyor. Çok hoşlarına gitmese de HTŞ ile normalleşmek istiyorlar. Yeni rejim başta Körfez ülkeleri olmak üzere otoriter Arap rejimlerinin de hoşuna gitmiyor. Ancak onlar da kerhen de olsa Suriye ile normalleşecekler. Rusya zaten normalleşmek istiyor ve HTŞ'yi terör listesinden çıkarmayı şimdiden kabul etti. İran da normalleşmek istiyor, ama diğer taraftan Suriye'deki elde ettiği Şii nüfusunun kazanımlarını kaybetmek endişesi ile gerektiğinde Şiaları ayaklanmaya çağırıyor. Geçen hafta İran dini lideri Hamaney'in ve İranlı bir generalin Suriyedeki şii gençlerine bu şekilde açık bir çağrısı oldu ve Humus'ta küçük çaplı bir isyan çıktı. Ancak bu tür kalkışmalar Suriye'deki tüm şii nüfusunun tasfiyesi ile sonuçlanacağı aşikardır. Nitekim Humus'taki şii isyanına karşı Suriye'nin bir çok şehrinde ve ilçesinde hükümetle dayanışma gösteren ve şiilere karşı mücadele etmeye hazır olduklarını söyleyen sivil gösteriler de yapıldı. Suriye halkının zaten yeterince nefretini kazandınız, oturun oturduğunuz yerde!

İsrail ile normalleşme:

İsrail ile normalleşme tabi ki olmayacak. Mısır, Ürdün ve son zamanlarda İbrahim anlaşmaları ile ilişkileri başlatan BAE dışında hiçbir Arap ülkesi İsrail'i tanımıyor zaten. İslamcı bir Suriye rejiminin İsraili tanıması için de bir sebep görünmüyor. Kaldı ki Esed'in devrilmesinden bu yana İsrail Suriye'ye 500'ü aşkın hava saldırısında bulundu ve Golan'ın Suriye tarafındaki bazı yerlerini de işgal etti. Bunlar normalleşmenin değil, çatışmanın ayak izleridir. HTŞ henüz İsrail'e saldırmadı ve bu en akıllıca yoldur. Popülizme gerek yok. Zamanı geldiğinde Suriye halkı elbet cevabını verecektir.

SDG/PYD sorunu:

SDG/PYD Suriye'nin bütünlüğünü tehdit eden temel sorunlardan biridir. Ancak bunların Suriye'de bir geleceği yok. Kuzeyde Türkiye, batıda SMO (Türkiyeye bağlı gruplar) ve güneyde HTŞ tarafından ablukaya alınmış durumdadır. Mevcut kazanımlarını elinde tutması mümkün görünmüyor. Hali hazırda SDG 150 bin kişiyi bulan dev asker kapasitesi ile Suriye'nin en büyük silahlı gücüdür. İyi eğitilmiş militanları, iyi bir cephanesi ve tünel ağları ile iyi bir direniş sergilese de alan kaybetmeye devam ediyor. Türkiye bölgedeki Rus ve Amerikan birliklerinin çekilmesi için baskı yapıyor. HTŞ de düzenli ordusunu kurduktan sonra buraya güç aktarmaya devam edecek. SDG/PYD konusunu başka bir yazıda daha ayrıntılı ele alabiliriz. 


 

Paylaş:

0 yorum:

Yorum Gönder

Blog Arşivi

İletişim

Ad

E-posta *

Mesaj *