Metafizik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Metafizik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Nisan 2017 Pazartesi

Egonun katmanları

Yalnız değilsiniz. İşte egonun katmanları...

Fiziksel bedeni zaten biliyorsunuz. Eliniz ayağınız gözünüz.

Rüya bedeni rüyada büründüğünüz bedendir, temsili alemdedir.

Şahit ve saik Kaf süresinde geçer. Şahit'in melek (sağduyu, vicdan), Saik'in şeytan (nefsi emmare) olduğunu da düşünebilsiniz.

Kiramen katibin, şerefli yazıcılar. İnsanın amellerini kaydeder.

Hafaza melekleri, yada "Muakkibat" (lehu muakkibatun yahfizunehu min emrillahi) "Onu (insanı) Allahın (helak) emrinden koruyan takipçileri vardır."

Münker ve nekir de en nihayetinde yaptıklarını sorgulayacak olan meleklerdir.

Eterik beden'i sona koydum. Kaf süresinde şöyle geçer: "Ma yalfizu min kavlin illa ledeyhi rakibun atiyd" (Ağzından hiçbir lafız çıkmasın ki, sözüne amade bir izleyicisi olmasın) Sen emret ve o yerine getirsin! Bu belki, ruh, belki vechullah'tır. İlahi bir varlıktır ve varlığı size musahhar kılan da O'dur. Buna Hindular Atman, Lao Tzu ise Tao adını verir. Meksikalı büyücü Don Juan ise onu Nagual diye adlandırır.

Özetle, iki bedeniniz (avatar) var. Emrinize amade evreni size musahhar kılan ilahi bir varlık var. Bir şeytanımız ve yedi meleğimiz var.


Paylaş:

16 Şubat 2017 Perşembe

Korku Kapanı nedir?

Korku kapanı nedir?


Şöyle söyleyeyim önce:

Bir varlık çağırdığınız zaman bu çok dostça bir işlem sayılmaz. Siz bir varlığı niye çağırıyorsunuz, onu kendinize hizmetçi yapmak için. İşte varlık da onun için gelir. Sizi kendisine hizmetçi yapmak için. :D

Yani bu şu demektir. Siz onu hizmetçi yapacak güce sahip değilseniz ve o sizden daha güçlü ise o zaman gerçek anlamda bir musallat yaşarsınız.

Bir varlık ile karşılaştığınız zaman iki şeyden biri olur. Ya siz onu teslim alırsınız yada o sizi teslim alır. Tabi korumalarınız varsa size dokunamazsa bile sizi tehdit edebilir, peşinize düşebilir.

Burada varlık ile davet ve karşılaşmada ikili bir mekanizma ve paradoks var.

1) Eğer çok korkmazsanız varlık gelmez. Çünkü siz ondan korkmazsanız o sizden korkacak ve kendini tehlikeye atmayacak. Gelse bile size görünmeyecek. Asla görünmeyecek.

2) Eğer çok korkarsanız gelir. Çünkü o sizin korkunuzdan beslenir, sizin korkunuz onun için en büyük davettir. O korkunuzun kokusunu alır. Fakat çok korkarsanız ve kendinizi kontrol edemezseniz bu sefer size ciddi olarak zarar verebilir.

Peki Korku Kapanı nedir?

Bildiğiniz kapan. Aynen fareye kapan hazırlamak gibidir. Onun içine peynir koymak gibi. Ancak burada fare cin, peynir ise sizsiniz. :D :D :D

Yani siz yemsiniz. Elbette bu çok tehlikeli ve asla tavsiye edilmez. Bu yüzden tüm bu işlemlerin sizin bir hocanız üstadınız tarafından yapılması gerekir. Hoca sizi yem yapacak ve gelen fareyi kapanda sizin hesabınıza yakalayacak.

Kim Korkar Hain Cin'den?

Peki hepimiz yetişkin cesur insanlarız, ve korkmuyoruz. Nasıl olacak? Korkunun bilinçli olarak yükseltilmesi gerekiyor. Eski şamanistler korkularını kontrol edebilen teknikler geliştiriyorlardı.

Benim size tavsiyem şu: Bedeninizin bir süre zayıflaması ve sosyal bağlarınızın gevşemesi gerekiyor. Bir süre riyazat yapın, inziva ve halvete girin. Sıkı sert bir oruç tutun. Yağlı tuzlu, hayvansal şeyler yemeyin. Sonra mütevahhiş korkunç bir yerde geceleyin. Ve orada tütsülerinizi yakın, dualarınızı yapın ve çağırın.

Bak nasıl geliyor!!!

Paylaş:

26 Eylül 2014 Cuma

Telkin ölüye yapılır

Telkin ölüye yapılan bir işlemdir. Bu yüzden aslında yaşayan birine telkinde bulunamazsınız. Öyle ise telkin, insan bilincine değil, bilinç altına yapılır. Diri olanlara ise tezkir (öğüt verme, hatırlatma) yapılır.

***

telkin kelimesinin manası bu şekildedir.

laqqane, yulaqqinu telqin

ölüye gideceği yer hakkında şartlandırmak demektir.

***

Bize göre ölmüş olan birine yapılan telkini duyar. Çünkü her ne kadar bilinci bedeninden ayrılmışsa da bilinç altının yansımaları devam eder. Bu, uyuyan bir kimseye telkinde bulunmak gibidir. Basitçe "o zaten uyuyor ve duymuyor" diyerek geçiştiremezsiniz. o duymazsa bile bilinç altı hala fonksiyoneldir. Eğer ölüyü hiçbir fonksiyoneli olmayan bir leş parçası olarak görüyorsanız ona tegsil (yıkama), telkin (şartlandırma), tedfin (defnetme) işlemi yapmanız anlamsızdır.



Paylaş:

Blog Arşivi

İletişim

Ad

E-posta *

Mesaj *