Okullarda "andımız" okutulması pek de uygar olmayan birçok ülkede uygulanıyor. Genellikle de devrimci ve militan bir söyleme biçimine sahiptir. Dolayısıyla bir toplum mühendisliği projesidir. Vatandaşları daha küçük yaştan beri devrimin "makbul vatandaş" formuna sokmak için ezberletilir ve her sabah okutulur.
Birgün Suriyeli bir arkadaşla sohbet ederken konusu nasıl geçtiyse bir çırpıda okuyuverdi. Ben de sizlerle paylaşmak istiyorum.
İşte Suriye'de hem Hafız Eset hem de Beşşar Eset döneminde okullarda okutulan andımız:
ANDIMIZ METNİ:
ümmetün arabiyyetun vahide
zatu risaletin halide
ahdafuna, vahde hurriyye iştirakiyye
ahduna en-netesadda lil-imberyaliye
ver-rec'iyye ve en-nüshika edevatiha'l-mücrime
'esabetül ihvan'il müsliminel 'amile
kaidüne ilel ebed, errefik el-münadıl beşşar hafız'ül esed
TÜRKÇESİ:
Ebedi mesajı olan tek bir Arap milleti
Hedeflerimiz: Birlik, özgürlük, sosyalizm
Andımız: Emperyalizmle ve gericilikle yüzleşmek ve onun suçlu piyonlarını ezmek, kukla çetesi Müslüman Kardeşleri
Sonsuza Kadar Liderimiz: Savaşçı Yoldaş Beşar Hafız Esad
25 Mart 2021 Perşembe
Beşşar Esed Suriye'sinde Andımız
13 Şubat 2021 Cumartesi
Araplar Kuran'ı anlar mı?
- "Tamam işte aynı şey değil mi?" diye sordu.
- "Tabiki değil, burada fitne sınav anlamındadır" dedim.
*
Bir zaman aynı hatayı babam yapmıştı. Babamın Arapçası fena değildir. Bir kaç yıl da Suud'ta kalmışlığı da var. Ve babam her zaman Kuran okur. Ama tefsir ve islami ilimler ve sarf nahiv okumamıştır. Birgün babam bana şöyle dedi:
"Şuna bakar mısın? Allah bile fitne yapıyor! Hani Mikat olayının geçtiği ayette Allah İsrailoğullarının önde gelenlerini öldürünce Musa diyor ya: (Rabbimiz bu da senin fitnendir / Araf 155)."
"Rabbın fitneci olacağı" hiç aklıma gelmemişti. Şaşırmış ve gülmüştüm. "Öyle değildir, Fitne kelimesinin bir kaç anlamı var. Bunlardan birisi de sınamak, belaya uğratmaktır. Burada (senin fitnen) yani (senin sınaman) anlamında kullanılmıştır", diyerek başka ayetlerden de örnekler vermiştim.
Eğer fitne fiilinin faili Allah ise bu sınav anlamına gelir, çünkü Allah'ın yaptığı sınavın kendisi zaten bir fitnedir de. Mesela Allah bize hastalık vererek bizi sınava tabi tutar, ama hastalığın kendisi zaten kötüdür, beladır. Bir diğer anlamdaş kelime de "ibtila"dır. Bu da belaya uğrama, belaya uğratma anlamındadır.
Yani sözüm o ki, Kuran okuyan müslüman, dindar ve fakat Arapça dil eğitimi ve tefsir eğitimi almayan bir Arap'ın Kuran'dan anlayacağı bu kadardır.
*
Dört Terim kitabında Arapların temel ubudiyet ve rububiyet kavramlarını doğru anladıklarına dair saptamada bulunan Mevdudi, yanılıyor olmalı. Kuran'ın kendi iç kavramsallaştırmasını anlamak gerekir. Kuranın birazını anlamak için hiçbir eğitim gerekmiyor. Biraz daha anlamak için eğitim gerek, tümünü anlamak için belki bir kaç 10 yıllık bir eğitim gerekebilir. Ama bir kişi amel etmesi gerektiği kadarını biliyorsa bunda sorun yok.
14 Mart 2020 Cumartesi
Nuh Kavmindeki Putların Adları Etimolojisi
Kuran'da Nuh kavminin putlarının adları şöyle geçmektedir.
"Şöyle dediler: ‘Sakın ilâhlarınızı bırakmayın. Hele hele Vedd’i, Süvâ’ı, Yeğus’u, Ye’ûk’u ve Nesr’i hiç bırakmayın." (Nuh Suresi, 23)
Vedd: Allahın isimlerinden olan Vedud fiilinin ilk halidir. Öncesinde bu kelime iki harf üzere iken Arapçanın bir sonraki üçlü harf sistemine şeddeli olarak intikal etmiştir. Çok seven anlamındadır. Sevgi ve aşk tanrısı...
Suva': Bu gerçekten de çok ilginç. Çünkü suva yesu'un masdar halidir. sa'e, yesu, suva'. Yesu ise bilindiği gibi İsa'nın adıdır ve Mesih yani kutsal yağ ile meshedilen anlamına gelir. Nuh kavminde Yesu/Mesih figürü bulunması çok ilginç olsa gerekir.
Yeğus: iğase, yardım etmek fiilinin muzari' halidir. Yardım eden, imdada yetişen anlamındadır. Çekimi şöyledir. Ğase, Yeğus, Gavs. Tasavvuftaki bildiğimiz Gavs.
Ye'uk: Mani olan engelleyen anlamındadır. Allahın kahhar ve muntakim sıfatlarından birine benziyor. Ancak bu kelime daha sonra olumlu anlamda kullanılmamıştır.
Nesr: Arapça'da Nesr akbaba (veya kartal) demek. Tanrısal bir imge olarak kartal figürü Şamanizm'de de mevcuttu. Keza bir başka açıklamaya göre Arapça'nın ilk halinde sin ve sad ayrımı yoktu. Bu yüzden bu kelimenin aslı Nasr'dır. Yardım ve zafer anlamına gelir. Yardım eden ve zafere eriştiren manasında kullanılmaktaydı.
17 Eylül 2019 Salı
Huruf-u Mukattaa'nın Sırrı
Hurufu Mukatta'a'daki harfler Allah'ın isimleridir, Esma'ül hüsnadır.
Şemsül Maarif'in yazarı Şeyh el-Buni şöyle demiştir: Biliniz ki bütün alemler ve bütün yaratılmışlar Allah'ın isimleri olan Esma'ül Hüsna tarafından kuşatılmıştır. Her bir ismin tecellisi varlık içinde bir varoluşa hayat verir.
Nitekim Allah Teala şöyle buyurmuştur. "Gökte saf saf uçan kuşları görmedin mi onları havada tutan Rahman'dan başkası değildir." Burada Rahman isminin bir tecellisini görmekteyiz.
Şimdi bir şey daha var, onu el-Buni'de mi yoksa başka bir yerde mi okumuştum yoksa oradan mı esinlendim tam olarak hatırlamıyorum. Konu şudur: Esasen tüm kainatta olduğu gibi Kuran-ı Kerim de tümüyle Esma'ül Hüsna tarafından kuşatılmıştır. İçinde esmanın olmadığı hiç bir süre ve hatta hiçbir ayet yoktur. Esma Kuran'da bazen zahiren bazen da batınen geçer. Kuran'da geçen esmanın zahiri hallerinin bir kaç versiyonundan bahsetmek istiyorum. Esmanın ilk versiyonu tek harfli isimlerdir ve bunlar da doğrudan Alfabe'deki harflerdir. Genel olarak insanlığın konuştuğu en kadim dilin iki harfli olduğu kabul ediliyor. Bundan da öncesinde insanlığın varoluş aşaması yada insanlık öncesi aşamadır ki orada Allah'ın isimleri tek harf olarak anılmıştır. İnsan zihni iki harfli sözcük ve isimlerle başladı ve bunu daha sonraki aşamalarda geliştirdi. Şimdi Kuran'da bütün bu evrelerin kuşatıldığını görüyoruz. Esma Kuran'da en primitif halinden en karmaşık haline kadar kullanılmıştır.
Kuran'da geçen esmanın hiyerarşisi:
1) Tek harfli esmai hüsna: Hurufu mukatta'a ve diğer bazı harfler. Besmeledeki be harfi, yemin harfleri vs.
2) İki harfli esmai hüsna: el (ibranice'de hâlâ kullanılıyor), hu (işaret zamiri şeklinde Allah adı olarak kullanılıyor), lah (onun anlamında Allah'ın adı olarak kullanılıyor. Ayrıca ilah kelimesinin köküdür), rab (terbiye eden), med (hayrı kullarına uzatan ulaştıran) 'ad (kullarını ve onların hallerini sayan), 'iz (izzet sahibi) vs.
3) Üç ve mezid harfli esmai hüsna: Bildiğimiz 99 isim ve diğerleri
4) Mürekkeb (birleşik) isimler: Muzaf ve muzafun ileyh olarak mürekkeb kelimelerdir. Söz gelimi (malik yevmuddin) bir tamlama ismidir.
5) Cümle isimler: Örnek: Süphan "ellezi biyedihi melekutu kulli şeyin ve ileyhi turca'un". Tırnak içine aldığım cümle aslında tek başına bir esmai hüsnadır.
Başka versiyonları da var, ama onlar üzerinde daha çok çalışmam gerekiyor.
Açıklanması gereken son bir nokta da şudur:
Esmai hüsnanın hiçbir versiyonu tek başına kullanılmazlar. Keşif sahibi büyüklerimiz tek bir esma ile dua edilmesini doğru bulmazlar. Zaten Kuran'da da esma-i hüsna sürekli olarak ikili yada üçlü yani ardışık bir şekilde kullanılırlar. Yani tek bir harf olarak kullanıldığında hurufu mukatta'a esma'yı çağrıştırmazlar, ama Kuran'daki şekli ile ardışık olarak kullanıldığında Allah'ın isimlerine dönüşürler.
Tek harflilere örnek: elif-lam-ra, ha-mim
Sulüsi ve mezid isimlere örnek: er-rahma ür-rahim, el-aziz ul-hakim, vs.
Mürekkeb isimlere örnek: Rabbul Alemin, er-Rahmanur Rahim, Malik Yevmiddin. Burada mürekkeb isimler ardışık olarak geçer.
Bu örnek diğer versiyonlarında da mevcuttur.
Genel çerçevesini çizmeye çalıştım, ama bu tezin hala açıklanması ve geliştirilmesi gereken yönleri var. Kuran'da daha derin bir taramayı gerektiriyor.
Allahualem
(17 Eylül 2012)








