26 Ekim 2018 Cuma

Gollum'e dönüşmek

Gollum
Yüzüklerin Efendisi filminde Gollum adlı bir karakter vardır. Hani şu cine benzeyen tuhaf varlık. Aslında Gollum önceleri Sméagol adında çok sevimli bir Hobbit imiş. Fakat gölde kötülüğün yüzüğünü bulup onunla yaşamaya başladıktan beri Gollum'e dönüşmüş.

Varoluşu itibarıyla bütün insanlar iyi ve sevimlidir. Fakat ne zaman ki, kötü bir dönemeçten saparsa bir insan; bir katile, bir canavara, çok çirkin bir varlığa dönüşebilir.

Bazı kişileri görünce nedense aklıma Gollum gelir.

Smeagol iken
Paylaş:

Cehennemin darlığı ve Cennetin genişliği

Evlerimiz, mekanlarımız, caddelerimiz, sokaklarımız, şehirlerimiz giderek daralıyor. Hayatlarımız cennetin genişliğinden, cehennemin darlığına evriliyor.

Cennet geniş, cehennem ise dardır.

Bu yüzden Kuran'da muttakiler (Allahtan sakınanlar) için genişliği gökler ve yer kadar olan bir cennet vaad edilir. (Al-i İmran 133) Ayette kullanılan ARADUHA eni/genişliği demektir.

Cehennemlikler ise bağlanıp iyice daraltılarak dar bir çukura atılar.
"Elleri boyunlarına bağlanmış olarak cehennemin daracık bir yerine atıldıkları zaman yok olup gitmek isterler." (Furkan 13) DAYYIK dar/daracık.

Devam edelim:
Kişinin göğsü genişlediğinde rahata huzura ve bolluğa (bu dünyadaki cennet) kavuşur. Ama göğsü daraldığında o bir azap bir sıkıntı yaşayan bir cehennem içindedir.

Rabbim kalplerimize ve akibetimize cennet genişliği versin.
Amin.

Paylaş:

2 Ekim 2018 Salı

Kimin yemeği yenmez

"Alevilerin yemeği yenmez" tartışmasına istinaden bir iki şey de ben söylemek istiyorum. Alevlerin yemeği yenir ama ateistlerin yemeği yenmez.


"Yemeği yenilmez" ile "kestiği yenilmez" arasında kavramsal bir fark vardır.

Kesilenin yenilmemesinde bazı kriterler vardır.
1) Hayvanın yenilebilir bir cinsten olması gerekir.
2) Boğazlanarak kesilmesi ve tüm kanının akıtılması gerekir.
3) Allah'tan başkasının adına kesilmemiş olması gerekir.

Yemeğin yenilmemesi ise
1) Etin helal olması gerekir.
2) Yapan kişinin taharet adabına uyması gerekir. Cenabet gezen, pisavurda işeyip sonra elini de yıkmadan yemek yapan adamın yemeği yenmez.
3) Temiz ve hijyen olması gerekir. Sık yemek yediğim bir lokantanın dolabında etlerin üzerine sineğin konduğunu gördüm. Bedava da verse artık onda yemem.

İyi de herkesin yemeği yenmiyor kardeşim yaa 😅😅😅

***

Kıssadan hisse;

Bizim müslüman köylülerimiz komşu hristiyan köyünde çalışmaya gitmişler. Hristiyan işveren onlara Mardin'in geleneksel (lahme u bırğıl) "bulgur üstü haşlama et" yemeğini yapmış. Bizimkiler "hristiyanların kestiği caiz değil" diyerek bulguru yemiş ama ete dokunmamış. Yemekten sonra hristiyan ev sahibi demiş "İyi ama o bulguru zaten o etin suyuyla haşlamıştık".

Paylaş:

10 Eylül 2018 Pazartesi

Kitap kağıdı yada tuvalet kağıdı

Kağıdın fiyatının arttığını kitaba zam gelmesinden değil tuvalet kağıdına zam gelmesinden anladık" yollu paylaşımlar görünce aklıma Carlos'un Don Juanla ilk kitap macerası geldi. Fıkra niyetine okuyabilirsiniz. 😅😅

***

Ünlü antropolog ve aynı zamanda şamanist olan Carlos Castaneda'nın Don Juan ile maceralarını anlattığı bir dizi kitabı vardır.

Bilmeyenler için özetleyeyim, kısaca hikaye şöyle:

Carlos ABD üniversitelerinden birinde peyote bitkisinin şamanik etkisini araştırırken Meksikalı gizemli bir büyücü/şaman olan Don Juan ile tanışır. Carlos Don Juan'dan akademik bilgi edinmeye çalışırken Don Juan da Carlos'u kendisine büyücü şaman çömezi olarak kabul eder.

Böylece Carlos'un uzun bir hikayesi vardır. Don Juan Carlos'ta eylemden ziyade teorik merakı gördüğünden onu kitap yazmaya yönlendirir. "Anılarını kitap olarak yaz, ama bir savaşçı gibi yaz" diye tembihler.

Carlos sonradan dünya çapında best sellere dönüşecek olan ilk kitabı "Don Juan'ın Öğretileri" kitabını bastırır. Büyük bir heyecan içinde kitabı hocası üstadı olan Don Juana götürür. Don Juan kitabı sağa sola çevirir, avuç ayası ile büyüklüğünü ölçer biraz karıştırır ve kitabı geri verir. Carlos kitabın onda kalması için ısrar eder. Don Juan kırıtarak şöyle der:

"Biz Meksikalılar kitabı sevmeyiz. Bu kağıdı sadece ne için kullandığımızı biliyorsun" der. 😂😂😂
Paylaş:

22 Ağustos 2018 Çarşamba

Kurban etini yemeli mi dağıtmalı mı?

Kurban etlerini dolaba koymayın onu fakir fukara dağıtın şeklinde genel bir tavsiye/uyarı/eleştiri yapılıyor. Ben malesef bu konuya da şerh koymak istiyorum. 😃

Efendim zengin olup da kestiği kurbanların etini dolaba dolduranlar olduğunu sanmıyorum. Zengin adam için sürekli taze et almak varken dondurucuda et stok yapmasının ne anlamı var? Bence zengin bir müslüman bunu yapmaz. Yapıyorsa da zaten görgüsüzdür.

Diğer taraftan fakirlik tanımı günümüzde değişmiştir. Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu Şubat 2018 tarihi itibarıyla dört kişilik bir ailenin açlık sınırının 1637 lira, yoksulluk sınırının ise 5 bin 331 lira olduğunu açıkladı. Dört kişilik bir ailede hane geliri 5 bin liranın altında olanlar zaten fakirdir yoksuldur.

Bununla birlikte fakir de olsalar insanlar kurban kesebilmektedirler. Gerçekten de günümüzde kurban kesenlerin çoğu zaten fakirdir. Peki nasıl fakir oluyorlar? Düzenli olarak evine kırmızı et alması gerektiği halde bunu düzenli olarak alamayan kişiler fakirdir.

Kurban kesen birine dağıtmak için ayırdığı payı az bulup neden daha fazlasını dağıtmıyorsun diye sormuştum. Her gün et mi alıyoruz diye sordu. Haklı cevap soranı susturur.

Başka bir arkadaş da kestiği kurbanın üçte ikisini dağıttı. Camide böyle söylemişler. Ancak bunu yapan kişinin ekonomik durumu hiç iyi değildi. Yine de bu 2/3 sini dağıtması doğru mu?

Burada dağıtmadaki öncelik şu:
  • Fakirlik sınırı içindeki bir ailenin kurban kesimini esas alırsak;
  • Çevrende açlık sınırında yoksullar varken onlara dağıtmalısın. Birinci öncelik onlarındır.
  • İkinci öncelik ailenindir. Ailen de fakirdir ve ailen için de bir pay ayırman gerekir. Bazı alimler ailenin kalabalık ve muhtaç olması durumunda kurban etinin tümünün aileye ayırılabileceği söyler ki bu doğru bir yaklaşımdır.

Benim önerim şu:
  • Durumu çok iyi olmayanlar 1/3 ünü veya daha azını dağıtsın. Geri kalanı ailesine ayırsın.
  • Durumu normal olanlar 1/2 sini dağıtsın geri kalanı ailesine ayırsın.
  • Durumu hali vakti çok iyi olan 2/3 ünü veya daha çoğunu dağıtsın. Geri kalanı kendine ailesine eşe dosta ziyafet çekebilir.

***

Geçmiş ümmetlerde Kurban kesenin kurban etinden yemesi caiz değildi. Antik zamanlarda Kurban eti yakılırdı. Ateşin eti tamamen yakması Kurbanın kabul edildiğini gösterirdi. Habilin kurbanını ateş yedi, ama Kabil'in kurbanı yanmadı. Tevratta ise Kurban etinden yalnızca kendilerini ibadete ve israiloğullarının hizmetine adamış olan Levioğullarının (yani din adamlarının) yiyebileceği belirtilmiştir.

İslam ümmetinde ise kurban eti kesene de helal kılındı.

Paylaş:

29 Mart 2018 Perşembe

Perl'ün Düşüşü Neden?


Son yıllarda Perl'ün popülaritesi iyice düştü. 2000'li yıllarda Web'deki krallığını PHP'ye kaptıran Perl 2010'dan sonra programming, scripting ve hacking alanındaki otoritesini de malesef Python ve Ruby'ye kaptırmış görünüyor.

Gerçek şu ki, ne Python ne de Ruby; Perl'den daha iyi, daha güçlü ve daha hızlı programlama dilleri değil. Ancak kullanıcı eğilimleri farklı tercihlere yönelmiş bulunuyor.

Ben eski ve sadık bir Perl programcısı olarak geçmişte PHP'ye geçemediğim gibi günümüzde de Python'a yada Ruby'ye geçemiyorum. Çünkü bu dillerin bana Perl'ün vermediği bir şey verebileceğine pek tanık olmadım. Eğer illa bir dil değişikliği yaparsam C/C++'a geçmeyi yeğlerdim.

Diğer yandan da Perl'ün düşüşünün ve diğer dillerin yükselişinin ardındaki nedenleri merak ediyorum.

Benim tespit ettiğim bir kaç sorun var:

Birincisi Perl 6 beklenilenin aksine çok uzun sürdü ve hala kararlı bir sürümde değil. Perl 5 de sürekli güncellenmekle birlikte Perl 6 beklentileri bir hayal kırıklığı yaşattı.

İkincisi CPAN karmaşasıdır. Hemen her gün CPAN'a onlarca yeni modül yazılıyor ve yükleniyor. Ancak eğer Unix/Linux bir işletim sisteminde değilseniz modül kurmak ciddi bir sıkıntıya dönüşmektedir. Ben deneyimli bir Perl programcısı olduğum halde bazen bir modülü yüklemek saatlercemi almaktadır. Perl'ün daha iyi ve daha sorunsuz bir modül yönetim sistemine ihtiyacı var. Python ile yazılmış olan YUM gibi kararlı paket yükleyicisi şart.

Üçüncüsü bazı modüller ve projeler çok kararlı olabilir, ancak yine de yenilenmeyecekleri anlamına gelmez. Örneğin CGI.pm modülü 10-15 yıldır neredeyse hiç yenilenmemiş. Neden yeni versiyonları yok? Halbuki Web'in (http ve cgi) standartları o zamandan beri çok köklü değişikliklere uğradı.

Dördüncüsü yeterince açık kaynak perl projesi yok. Bir alışveriş scripti, bir haber portalı, bir Worldpress gibi bir program Perl'de neden yok? Burada PHP'deki Worldpress, Magento, Opencart, Python'daki Django, Rubydeki Ruby on Rails gibi projelerin 2000 yılından beridir Perl'de karşılığı yok.

Beşincisi, çalışma ortamı tools ve IDE'ler. Malesef bu konuda da Perl geride kaldı. 2012'de bu ihtiyacı karşılamak için yine Perl ile Padre isimli bir editor geliştirildi. Ancak Padre de 2012'den beri geliştirilmiyor.

Altıncısı, Perl camiası yeterince paylaşımcı değil. Paylaşım grupları yok denecek kadar az. Türkiye'de doğru düzgün bir Perl grubu bile yok.

Belki bunlara Frameworkler de eklenebilir. Ancak Perl'deki zengin modül varlığı frameworklere ihtiyaç hissettirmeyebilir.
Paylaş:

8 Ocak 2018 Pazartesi

E-Devlet Soyağacı Uygulaması Üzerine Eleştiriler

E-devlette Nüfus Müdürlüğüne bağlı sürpriz bir uygulama geliştirildi. Bu uygulama açıkçası beni bir kaç açıdan hayal kırıklığına uğrattı.

Şecere Mantığı Hatası

E-devletin verdiği şecereye baktığımız zaman;
  • Annesinin Annesinin Babasının Babası ...
  • Annesinin Annesinin Babasının Annesi ...
  • Babasının Annesinin Babasının Annesi ...
  • Annesinin Annesinin Annesinin Babası ...
Şecerenin bir mantığı var ve burada bu mantığa aykırı bir işlem yapılmış. Herşeyten önce şecere baba tarafından izlenir. En nihayetinde bütün insanlar birbirinin akrabasıdır. Ancak akrabalık ve soy bağı aileler ile yürümektedir.

Anneler, anneanneler aileye dışarıdan katılırlar. Annemin annesinin babasının annesi benim akrabam bile sayılmaz. Şecere baba üzerinden takip etmeli. Annenin, anneannenin anneannesi üzerinden şecere takibi olmaz. Her baba zikredilirken onun babası ve annesi zikredilmeli. Ama onun annesinin soyunun şeceresi üzerinde devam edilmemeli.

Burada maksimum 5 kuşağa kadar gidiyor. Halbuki baba üzerinden gidilseydi bu sayı iki katına kadar çıkabilirdi.
Benim şeceremde zikredilen en eski dedem 1887 doğumlu Sarıkamış gazisi büyük dedem Ahmet Çetin. 1974 yılında vefat etmişti. Halbuki biz aile olarak en az bunun üç atasını biliyoruz.
Vatana millete hayırlı olsun. 😄
Teknik Aksaklıklar

Herkes eski kayıtlar üzerinden kendi üst ve alt soy ağacı şeceresini sorgulayıp görüntüleyebilecekti.

Ancak ilk dakikadan itibaren sorunlar patlak verdi. Aşırı talep bir anda sistemin çökmesine sebep oldu. Çünkü bu sorgunun üretilebilmesi için öngörülen süre 3 dakika olarak görünüyordu. Bu da bir anda kuyrukta bekleyen yüzbinlerce talebin yığılmasına ve sistemin kilitlenmesine sebep oldu.

Şöyle düşünün. Apache veya e-devlette de halen kullanılmakta olan Ngix sunucusu standart olarak aynı anda (anlık olarak) 300 paralel işlemi yapar. 300 sayısı ön tanımlıdır bu arttırılabilir yada azaltılabilir. Sunucunuz çok güçlü ise ve çok fazla ziyaret alıyorsanız bu sayıyı arttırabilirsiniz. Lakin şu hesabı yapmanız gerekir. Gelen isteklerin (request) bitirilme bitirilme süresi (proces time) kuyruktaki yığılma (queue) arasındaki dengeyi hesaplayamazsanız sunucunuz doğal olarak çöker.

Bilgisayarınızdan yapılan isteklerin içeriğini taşıyan ağ paketlerinin internetteki sayfaya erişip geri dönüşünün 250-300 milisaniye'den daha az olmayacağını farzedersek bu durumda sunucunun 1 saniye içinde işleyebileceği bağlantı (istek) sayısı 1000 cıvarındadır. Bu durumda eğer saniyede bin kişi bağlanıyorsa yapılan istek/işlemlerin 250-300 milisaniye'yi geçmemesi gerekir. Peki geçerse ne olur? Yığılma olur. Eğer işlem kuyruğunda giderek artan bir yığılma olursa 250-300 milisaniye içinde gerçekleşebilecek bir işlem dakikalar hatta saatler içinde askıda kalabilir.

Peki çözüm önerisi ne?

Bununla ilgili paylaşımları bir kaç gün önce Facebook sayfamda yazmıştım.

Sorgulama yapılması gereken işlemlerde sadece sorgulama yapılmalıdır. Hesaplatma ve üretme işlemi yapılmamalıdır. Yani önceden bütün şecere kayıtları oluşturulup veritabanına kaydedilir. Sorgulama yapıldığında da hemen sorgunun cevabı verilir. Bunun da bir takım dezavantajları yok değil. Veriler statik hale gelir. Verilerin güncellendiği durumlarda çok işlevsel olmayabilir. Bazen cache de kullanılabilir.

Alternatif olarak da şöyle yapılabilir. Kullanıcı istek yaptığında yani örneğimizde olduğu gibi şeceresini görmek istediğinde bu işlem 250-300 milisaniye içinde bitebilecek gibi olmadığından talebi kaydedilir ve hazır olduğunda eposta ile indirme/görüntüleme linki gönderilir.


Paylaş:

10 Kasım 2017 Cuma

Suudi Arabistan Hariri'yi mi kaçırdı?

Lübnan Başbakanı Hariri'nin Suudi Arabistan'a gidip istifasını orada sunması ve İranı suçlaması, Şii paramiliter güçlerinin yarattığı tehlikenin ne kadar ciddi boyutlarda olduğunu gösteriyor. 2005 yılında da 1 tonluk TNT bombası ile babasını havaya uçurmuşlardı.

Kendisi, Şii kaynaklarının iddia ettiği gibi Suud tarafından alıkonulmuş değil. Geçen Cumartesi basın toplantısı yaptı ve üç gün sonra da Fransa Başkonsolosu ile görüştü. Dubai'den Riyad'a geçmesi beklenen Fransa Cumhurbaşkanı Macron ile de bir gönüşme yapacak.

İki üç hafta önce İran Cumhurbaşkanı Ruhani bir televizyon kanalında şöyle bir açıklamada bulunmuştu: "İran'ın günümüzde bölgedeki rolü ve etkisi geçmişe göre çok daha güçlüdür. İran'ın pozisyonunu dikkate almadan Irak, Suriye, Lübnan ve İran Körfezi'nde belirleyici bir karar vermek mümkün değildir." demişti.

Bunun üzerine Saad Hariri bu açıklamanın kabul edilemez olduğunu söylemişti. Hariri "Ruhani'nin konuşması kabul edilemez. Lübnan, vesayet kabul etmeyen ve onurunun ihlal edilmesini reddeden bağımsız bir Arap devletidir." demişti.

İran Cumhurbaşkanı Ruhani'ye cevap verdikten bir hafta sonra ülkesinden kaçıp Suudi Arabistan'a sığınan ve İran'ı zehir zemberek suçlayarak istifa eden bir Lübnan başbakanından bahsediyoruz.
Paylaş:

4 Ekim 2017 Çarşamba

Dinozorlar ve Maymunlar

Evrim hayatın akışıdır. Evrim kelimesi sizi rahatsız ediyorsa buna "gelişim" de diyebiliriz. Değişim ise varlığın özündeki devinimden, gelişimden kaynaklanan bu gelişime bizim verdiğimiz tepkidir.

Evrim yasasında iki kadim hayvan ön plana çıkar: Dinozorlar ve maymunlar...

Dinozor kime denir? Çok eski olan, değişmeyi kabullenmeyen, köhne anlayıştaki ve inatçı kişiye dinozor denir. O zaman şöyle demek mümkün. Dinozorlar yeniliği değişimi ve evrimi kabullenemedikleri için yok oldular. Çünkü tabiatın yaşamın özünde bir değişim ve devinim sürekliliği vardır. Kendilerini yenileyemeyen anlayışlar zaman içinde köhneleşir ve hükmen yok olur.

Ancak maymun bu konuda dinozorun tam tersidir. Maymun iştahlılık, her değişimin her yeniliğin üzerine atlamak demektir. Değişimin ve evrimin, değişenin bünyesi ve yapısı ile uyumlu olması gerekir. Uyumlu ve gerekli olmayan her değişim bir bozulma ve yozlaşmadır. Bu yüzden maymun, bozukluğu ve yozlaşmışlığı temsil eder.

Dini, sosyal ve kültürel yaşamda da hayatın akışına göre bir evrim vardır.

Bir tarafta hurafeci bir gelenekçilik her türlü değişimi reddediyor. Manayı kaybetmiş, sembolleri manaların yerine ikame etmiştir. Kadim putperestlik de tam olarak böyledir. Öteki tarafta ise ilkesiz bir yenilikçilik tüm temel değerlerde savrulacak düzeyde bir yozlaşma yaşıyor.

Ancak dengede durabilen insandır. İnsan olmak dinozorun köhneliğinden ve maymunun yozlaşmacılığından uzak durmayı, dengeyi sağlamayı gerektirir.

Paylaş:

16 Eylül 2017 Cumartesi

Kürt Devleti'nde Sorun Ne?

Kürt devleti sorun değil, Arap Türk Fars devletleri olduğu gibi pekala Kürt devleti de olabilir, olabilmeli. Ancak ırka dayalı yayılmacı bir devlet tasavvuru var. Kabul edilemeyen kısmı burası.

Irak'ın özerk bölgesi Kürdistan Bölgesel Yönetimi'nde Eylül 2017'de yapılan referandumda seçmenlere "Kürdistan Bölgesi ve Kürdistan Bölgesi dışında kalan Kürt yerleşimlerinin bağımsız bir devlet olmasını istiyor musunuz?" sorusu sorulmuş ve seçmenlerin %92.73'ü referanduma "Evet" oyu vermiş.[1]  Kendi yaşadığı egemenlik alanı olan bölgeyi bağımsızlık referandumuna tabi tutması doğal da "Kürdistan Bölgesi dışında kalan Kürt yerleşimlerinin bağımsız bir devlet olması" ne demek kardeşim? Yani Türkiye'deki Suriye'deki, İran'daki hatta Gürcistan'daki bölgelerin de bağımsız bir devlet olmasını talep ediyor. Kuzey Irak'taki Kürdistan'ın sınırları belli, ama onlar Kürtlerin yaşadığı her yeri dahil edecek şekilde genişletiyorlar. Böyle aleni bir yayılmacılık var mı?

Bugün Türkiye "filan bölgede Türkmenler yaşıyor, orası da Türkiyedir" diye iddia ediyor mu? Etmiyor. Yada Araplar İran'ın Huzistan bölgesinde Araplar yaşıyor orası Arabistan'dır diye hak iddiasında bulunuyor mu? Hayır. O zaman Kürdistanın sınırlarını Kürtlerin yaşadığı her bir yeri kapsayacak şekilde genişletmeni kim niye kabul etsin?

Bugün Barzani'nin kurduğu Kürt devleti, bütün komşularından zımmen hatta alenen toprak alma iddiasında bulunuyor.

Irak'ın Kuzeyine Güney Kürdistan diyor. Bunun Kuzey'i de Türkiye'nin Doğusu İran'ın Batısı da Suriye'nin toprağı oluyor. Bu kadar aleni bir tecavüzkarlığı İsrail bile yapmamıştır.

Barzani'nin yapması gereken şey, Kürdistan'ın sınırlarını sabitlemektir, komşularının topraklarında gözü olmadığını "Büyük Kürdistan" gibi bir emeli olmadığını açıkça ilan etmelidir. Yoksa bütün komşuların öyle veya böyle sana savaş açar. Nitekim açtılar da.

Paylaş:

Blog Arşivi

İletişim

Ad

E-posta *

Mesaj *